Kurumsal


Değerli Dostlarımız,

Her şeyin özü enerjidir ve her şey yalnızca bundan ibarettir. Kütle, enerjinin yoğunlaşmış halidir. Düşünce ve duygular da enerjidir. Enerji sürekli titreşerek bir salınım oluşturur. Her cismin, her maddenin, her organın, kısacası tüm sistemin bir frekansı vardır. Yani sabit gördüğünüz tüm madde alemi ve evren aslında tınlaşan canlı bir organizmadır.

Kuantum biofeedback enerji sistemiyle dengelenmenin temel yapıtaşları, vücudun doğasının elektriksel olduğu, doğru koşullar veya uyaranlar sağlandığında kendi kendini dengeleme yeteneğinin olduğudur.




Biofeedback ve Biorezonansı bir araya getiren devrim niteliğindeki bu sistem yeni bir çağı gösteriyor. Artık tüm maddelerin elektromanyetik bilgilerinin dengelenme amaçlı kullanılabildiği bir dönemde yaşıyoruz. Çağımız artık her şeye kuantum seviyesinden bakabilmeyi sağlıyor.

Hücreyi büyütün, moleküllerle karşılaşırız, molekülü büyütün atom alanı çıkar karşımıza. Şimdilerde atom ve atom altı alanı, kuantum fiziğinin gelişmesiyle tamamen bilimsel bir alan olarak hayatımıza geçmiştir. Yani duygularımız ve düşüncelerimizde, hücre altındaki o enerjisel alanla doğrudan iletişim halindedir.




İnsanı sadece beden olarak görmek ve ‘gördüğüme inanırım’ mantığı içinde yaşamak, kronik dengesizliklerin ana kaynağını oluşturuyor.

Oysa düşüncelerimizle bir takım ‘nörotransmitterler’ (sinir hücreleri kanalıyla iletişim) sayesinde bedenimizde biyokimyasal işlemlere etki olduğumuz bilimsel bir gerçek.